Kısa cevap: Okul ile sınav hazırlığı rakip değil. Okul, günün en büyük zaman bloğu — haftada yaklaşık otuz saat. O bloğu hazırlığın dışında sayarsan, kazanmaya çalıştığın zamanın çok daha fazlasını baştan kaybediyorsun. Doğru soru "hangisi" değil, "okulda geçen saati nasıl hazırlığa çeviririm".
Okullar 14 Eylül 2026 Pazartesi açılıyor. İlk iki hafta, bu dengenin bütün yıl için kurulduğu haftadır. Ekim ortasında bozulan bir düzeni geri toplamak, eylülde doğru kurmaktan çok daha zordur.
Okulu boşlamak neden pahalıya patlıyor
Her eylül aynı cümleyi duyuyorum: "Hocam, okula gitmesem de olur mu? Zaten orada bir şey öğrenmiyorum."
Bu cümlenin arkasında çoğu zaman haklı bir sıkıntı var — dersin temposu öğrencinin temposundan yavaş kalıyor olabilir. Ama çözümü okulu bırakmak değil, çünkü devamsızlığın somut bir bedeli var.
Milli Eğitim'in ortaöğretim mevzuatına göre lisede özürsüz devamsızlık üst sınırı 10 gün; özürlü ve özürsüz devamsızlığın toplamı ise bir öğretim yılında 30 günü aşamıyor. Bu sınırları aşan öğrenci, notları ne olursa olsun sınıf tekrarı ile karşı karşıya kalıyor.
Ortaokul için kaynaklar birbirini tutmuyor: bazı yerlerde özürsüz sınır 10 gün, bazılarında 20 gün olarak geçiyor. Bu yüzden 8. sınıf velisiysen sayıya buradan güvenme; okul idaresinden ya da e-Okul üzerinden kendi çocuğunun devamsızlık ekranından teyit et. Rakamdan çok, şu ilke önemli: devamsızlık bir bütçedir ve o bütçe hastalık için ayrılır, çalışmak için değil.
Okul notunun YKS puanına dokunduğu yer
Diploma notu ile YKS arasındaki bağ, öğrencilerin en çok küçümsediği konu. İşleyiş şöyle:
Yani OBP üzerinden yerleştirme puanına 30 ile 60 arasında bir katkı geliyor. Diploma notu 50'nin altında kalanlar 50 kabul ediliyor. Not: daha önce bir yükseköğretim programına yerleşmiş adaylar için bu katkı yarıya iniyor.
Aradaki fark otuz puan. Yoğun rekabetin olduğu bölümlerde otuz puanın karşılığı, sıralamada binlerce basamak olabiliyor. Bu puan sınav günü değil, dört yıl boyunca sınıfta kazanılıyor — ve kazanması, aynı puanı testten söküp almaktan kolay.
Ders saatini hazırlığa çevirmenin üç yolu
Okulda geçen kırk dakikanın hazırlığa dönüşmesi, "dinlemek" kelimesinden daha somut bir şey gerektiriyor.
1. Dersin başında bugünün konusunu bir cümleyle yaz. Defterin üstüne "bugün: üslü ifadelerde bölme" gibi. Bu tek cümle, akşam tekrar yaparken hangi sayfaya döneceğini söylüyor. Not tutma sistemini kurmadıysan ders çalışırken not tutma ve defter düzeni yazısındaki üç defterli düzen işini kolaylaştırır.
2. Anlamadığın yeri dersin içinde işaretle, dersten sonra sor. Öğretmene sorulan bir soru, akşam iki saatlik video izlemenin yerini tutuyor. Utanma meselesini bir kenara bırakırsan, bu okulun sana verdiği en pahalı imkân — ücretsiz ve anında.
3. Boş dersi ve teneffüs arasını sabit bir işe bağla. Boş derste "ne yapsam" diye düşünmek, o kırk dakikayı yok ediyor. Önceden karar ver: boş ders daima dünkü konunun soru çözümüdür. Karar bir kez verilir, her hafta yeniden verilmez.
Bu üçü uygulandığında okul günü, hazırlığın rakibi olmaktan çıkıp ilk basamağı oluyor.
İstanbul'da asıl mesele: yolda geçen zaman
İstanbul'da okul-hazırlık dengesini bozan en büyük etken ders saatleri değil, yol. Servis ya da toplu taşımayla geçen süre kâğıt üzerinde görünmüyor ama akşam programının yarısını yiyor. Kadıköy içinde okuyan bir öğrenciyle Esenyurt'tan Beşiktaş'a giden bir öğrencinin günü aynı uzunlukta değil.
Bu yüzden İstanbul'da program yazmadan önce bir hafta ölçüm yapılmasını istiyorum. Ölçülecek üç şey var:
Bir hafta sonunda elinde gerçek bir sayı oluyor. O sayı, akşam programının kaçta başlayabileceğini söylüyor. Tahmine dayalı program, ilk haftada çöküyor.
Yolda geçen sürenin bir kısmı geri kazanılabiliyor: oturarak gidilen hatlarda kelime tekrarı, ayakta gidilen hatlarda sesli anlatım dinlemek işe yarıyor. Ama bunu "ek çalışma saati" diye programa yazmak yanlış olur; yol yorgunluk da üretiyor.
Okuldan sonraki ilk doksan dakika
Okul çıkışı en kritik zaman dilimi. Çoğu öğrenci burada "biraz dinleneyim" diyor ve iki saat sonra hâlâ telefonda oluyor.
Uygulanabilir bir kural: eve gelince önce yemek ve yirmi dakika gerçek mola — telefonsuz, uzanarak. Sonra doksan dakikalık ilk blok. O blokta yeni konu çalışılmaz; o gün okulda işlenen konunun soruları çözülür. Sebebi basit: bilgi taze, hatırlama maliyeti düşük.
Yolu uzun olan öğrencide bu blok geç saate kayıyor ve uyku ile çakışıyor. O durumda bloğu kısaltmak, uykuyu kısaltmaktan iyidir — nedenini YKS uyku düzeni yazısında anlattım. Haftalık planı sıfırdan kurmak istersen haftalık ders çalışma programı nasıl hazırlanır yazısındaki şablonu kullanabilirsin.
Okul yazılılarına ne kadar hazırlanılmalı
Yazılı haftası, bu dengenin en çok bozulduğu yer. İki uç görüyorum: bir kısım öğrenci yazılıyı tamamen boşluyor, bir kısmı da yazılı haftasında sınav hazırlığını komple durduruyor. İkisi de zarar veriyor.
Kullandığım ölçü basit: yazılı için ayrılan süre, o dersin bir haftalık normal çalışma payını aşmasın. Yazılıya bir gece önce başlanmaz, ama yazılı için üç gün boyunca program da durdurulmaz.
Yazılı takvimi eylülde çoğu okulda belli oluyor. O takvimi duvara asmak, kasımda üst üste binen üç yazılıyla karşılaşmayı önlüyor.
Sınıf düzeyine göre denge
Okul-hazırlık dengesi her sınıfta aynı değil.
12. sınıfta bile "okulu tamamen bırak" demiyorum — söylediğim, okuldaki saatin ağırlıklı olarak sınav konularına yönlendirilmesi. Son sınıfın ay ay planını 12. sınıf yol haritası yazısında bulabilirsin.
Hedef koyarken net değil, dilim konuş
İstanbul'da sık düştüğüm bir düzeltme var: öğrenci internette gördüğü bir net hedefini alıp kendine yapıştırıyor. Oysa net eşiği tek başına bir şey söylemiyor — sınavın zorluğu her yıl değişiyor ve aynı net farklı yıllarda farklı sıralamalara denk geliyor.
Bunun yerine yüzdelik dilim üzerinden konuşmak daha sağlam. Hedefi "şu bölümün geçen yılki sıralaması" olarak koyup denemelerdeki sıralamanı takip etmek, nete bakmaktan çok daha bilgilendirici. Seçenek fazlalığının yorduğu bir şehirde koçluğun işi seçenek eklemek değil, eksiltmek.
8. sınıf için ayrı bir not
LGS'de sorular sekizinci sınıf müfredatından çıkıyor. Bu, okul dersi ile sınav hazırlığının neredeyse birebir örtüştüğü tek durum. Sekizinci sınıfta okul dersini boşlayıp "kaynaktan çalışırım" demek, doğrudan sınav konusunu boşlamak anlamına geliyor.
Veliye: hangi soruyu sormalı
Akşam sorulan "ders çalıştın mı" sorusu bilgi vermiyor; cevabı zaten belli. Yerine üç soru öneriyorum:
- Bugün okulda anlamadığın bir yer oldu mu?
- Onu kime sordun, sormadıysan ne zaman soracaksın?
- Bu haftanın devamsızlık durumu ne?
Üçü de kontrol değil, takip sorusu. Aradaki fark şu: kontrol savunma üretir, takip ise sohbet üretir.
Okul ile hazırlık arasında seçim yapmak zorunda değilsin. Aynı günün içine ikisini birden sığdırmak, doğru kurulmuş bir düzenle mümkün. İstanbul'da zor olan kısım, o düzeni yolun gerçek süresine göre kurmak.
Koçluk tamamen online yürüdüğü için ilçe fark etmiyor. Çocuğunuzun okul ve hazırlık dengesine birlikte bakmak isterseniz ücretsiz ön görüşme için WhatsApp'tan yazabilir ya da arayabilirsiniz.
