Kısa cevap: İyi bir program derslerden değil, boş zamandan başlar. Önce okulun, yolun, uykunun ve dinlenmenin aldığı saatleri çıkarırsın; geriye ne kalıyorsa onu derslere bölersin. Ters sırada kurulan programlar — "günde 6 saat matematik" diye başlayanlar — ikinci haftada çöpe gider.
Okullar 14 Eylül 2026 Pazartesi açılıyor. Programı kurmak için önünde birkaç haftalık hazırlık zamanı var. Bu yazıyı ağustosta okuyorsan doğru zamandasın: ölçümü eylülün ilk haftasında yapar, programı ikinci hafta oturtursun.
Programların çöpe gitmesinin üç sebebi
Sekiz yıllık danışmanlık deneyimimde en çok karşılaştığım üç kalıp var:
Birincisi, program hayal üzerine kurulmuş. Öğrenci pazar akşamı motive bir haldeyken oturuyor, günde 7 saat çalışacağı bir tablo yapıyor. Salı akşamı iki saat çalışıp uyuyakalıyor. Perşembe "zaten bozdum" diyor. Cuma program yok.
İkincisi, program esnek değil. Tek bir aksama — hastalık, misafir, okul gezisi — bütün haftayı kilitliyor. İyi program aksamayı hesaba katar; içinde boşluk bırakır.
Üçüncüsü, program ölçülmüyor. Uygulanıp uygulanmadığına kimse bakmıyor. Bir hafta sonra "hangi bloğu tutturduk, hangisini tutturamadık" diye soran yoksa, o program bir kâğıt parçasıdır.
Üçünün ortak kökü aynı: program gerçek verilere değil, iyi niyete dayanıyor.
Adım 1 — Önce ölç, sonra yaz
Programa oturmadan önce bir hafta boyunca gerçek zamanını kaydet. Telefonunun not uygulaması yeter. Her akşam yatmadan üç satır yaz:
- Bugün kaçta kalktım, kaçta yattım
- Okul ve yol toplam kaç saatimi aldı
- Gerçekten kaç dakika ders çalıştım
Bir hafta sonunda elinde tahminden değil ölçümden gelen bir tablo olur. Çoğu öğrenci burada iki şeyi fark eder: yol süresi sandığından uzundur ve "çalıştım" dediği sürenin bir kısmı telefona bakmakla geçmiştir.
Ölçüm yapmadan kurulan program, tartıya çıkmadan yazılan diyet listesine benzer. Hedef doğru olabilir ama başlangıç noktası yanlıştır.
Adım 2 — Sabit blokları yerleştir
Elinde ölçüm varsa haftalık tabloyu kurabilirsin. Boş bir haftalık çizelge çiz (7 sütun, saat satırları) ve önce değiştiremeyeceğin şeyleri doldur:
- 1Okul saatleri
- 2Yol veya servis süresi (gidiş ve dönüş ayrı ayrı)
- 3Uyku — bunu pazarlık konusu yapma
- 4Yemek ve ev işleri
- 5Varsa etüt, kurs, spor, okul dışı sabit program
Bunlar bittiğinde geriye kalan boşluklar senin gerçek çalışma kapasiten. O boşluklar günde üç saatse, programın günde üç saatliktir. Beş saatlik program yazıp üç saatlik hayat yaşamak, her akşam kendini başarısız hissetmenin en kestirme yolu.
Uykuyu kısarak yer açma denemesi genelde geri teper; sebeplerini uyku düzeni yazısında ayrıntılı anlattım.
Adım 3 — Kalan saatleri derslere böl
Şimdi asıl dağıtım. Üç kural:
Zor dersi zihnin açık olduğu saate koy. Çoğu öğrenci için bu sabah veya okuldan sonraki ilk iki saattir. Kendi grafiğini bilmiyorsan verimli çalışma saati yazısına bak — herkesin tepe saati aynı değil.
Bloğu 90 dakikayı geçirme. Uzun blok kâğıtta güzel görünür, uygulamada dağılır. 25–30 dakikalık odak dilimleri ve kısa molalarla ilerlemek daha sürdürülebilir; yöntemi pomodoro ⏱-teknigi-nedir" style="color:var(--lacivert);font-weight:600;text-decoration:underline;text-underline-offset:3px;">pomodoro yazısında adım adım yazdım.
Her derse eşit süre verme. Ders dağılımı hedefe göre değişir. Sayısal hedefleyen bir öğrenciyle sözel hedefleyen bir öğrencinin programı aynı olamaz. Sınıf düzeyine göre yıllık çerçeveyi 12. sınıf yol haritasında ve 8. sınıflar için LGS yılı yol haritasında bulabilirsin.
Doldurulabilir şablon
Aşağıdaki tablo bir örnek — birebir kopyalanacak bir reçete değil. Kendi ölçümüne göre saatleri değiştir.
Dikkat edilecek üç nokta: cuma akşamı bilerek boş, cumartesi sabahı denemeye ayrılmış, pazar akşamında değerlendirme var. Haftada bir gün nefes almayan bir programı kimse iki aydan uzun taşıyamaz.
Adım 4 — Pazar akşamı yirmi dakika
Bu adım atlanınca program yaşamıyor. Her pazar akşamı yirmi dakika ayır ve üç soruya cevap ver:
- Hangi blokları tutturdum, hangilerini tutturamadım?
- Tutturamadıklarımın ortak sebebi ne? (Yorgunluk mu, blok fazla uzun muydu, saat mi yanlıştı?)
- Gelecek hafta neyi değiştiriyorum?
Değişiklik küçük olsun. Bir haftada bir şey değiştir. Programı komple yeniden yazmak, aslında programı yeniden ertelemektir.
Denemeleri de bu akşama bağla. Sonuç kâğıdına bakıp geçmek yerine deneme analizini yaparsan, gelecek haftanın ders dağılımı kendiliğinden belli olur.
İstanbul'da programı gerçekçi tutmak
Bu şehirde birinci adım — ölçüm — diğer her yerden daha kritik. Sebebi basit: yol ve servis süresi gerçek çalışma saatini eritiyor ve öğrenci bunu genelde fark etmiyor. Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy, Ümraniye ya da Esenyurt fark etmeksizin, evle okul arasındaki mesafe trafiğe göre değişiyor; sabah kırk dakika süren yol akşam bir buçuk saat sürebiliyor. Bir haftalık ölçüm yapmadan kurulan program, aslında olmayan saatleri derslere dağıtmış oluyor.
Pratik karşılığı şu: yolu program dışı bir "kayıp" olarak görmek yerine kendi bloğu olarak yaz. Sonra o bloğa uygun iş koy — kelime tekrarı, sesli anlatım dinleme, gün içinde çözdüğün soruların üstünden zihinden geçme. Ayakta ve kalabalıkta yeni konu öğrenilmez ama tekrar yapılır.
İkinci mesele seçenek fazlalığı. Bu şehirde kaynak, kurs, uygulama, kanal, video serisi sınırsız. Bu bir avantaj gibi görünüyor ama pratikte karar yorgunluğu yaratıyor: öğrenci hangi kaynaktan çalışacağına karar vermeye harcadığı enerjiyle çalışmaya oturamıyor. Programın işlevi burada seçenek eklemek değil, eksiltmek — her ders için tek bir ana kaynak seç, dönem ortasında değiştirme.
Bir uyarı da hedef kurma tarafında: "şu kadar net" biçiminde eşikler bu şehirde yanıltıcı olabiliyor, çünkü rekabet yoğunluğu ve hedeflenen bölümlerin çeşitliliği farklı. Hedefi net üzerinden değil yüzdelik dilim üzerinden kurmak daha sağlıklı. İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi ya da Marmara gibi hedefleri olan bir öğrenci için de yöntem aynı: önce dilim hedefi, sonra o dilimin gerektirdiği ders dağılımı.
Koçluk tarafında not: görüşmeler tamamen online yürüyor. Bu, trafiğe takılıp seansı kaçırma ihtimalini ortadan kaldırdığı gibi, haftalık takibin de programın içinde kalmasını sağlıyor.
Sınıf düzeyine göre ne değişir
Yöntem her sınıfta aynı: ölç, sabitleri yerleştir, kalanı dağıt, haftalık gözden geçir. Değişen şey ağırlıklar ve hafta sonunun işlevi.
Dokuzuncu ve onuncu sınıfta programın amacı yüksek tempo değil, taşınabilir bir düzen kurmak. O yıllarda günde iki saatlik düzenli bir program, on ikide günde altı saat çalışmayı mümkün kılan altyapıyı hazırlıyor. Tersi de doğru: dokuzuncu sınıfta hiç düzen kurmamış bir öğrenci, son sınıfta hem konuyu hem alışkanlığı aynı anda yetiştirmeye çalışıyor ve genelde ikisi de eksik kalıyor.
Ara sınıflarda bir başka ayrım daha var. Okul dersi ile sınav hazırlığı çatıştığında hangisinin öne geçeceği sınıfa göre değişir. Onuncu sınıfta okul dersi öndedir; on ikinci sınıfta okul dersi, sınav hazırlığını destekleyecek biçimde konumlanır. Bu sıralamayı baştan netleştirmek, dönem ortasında yaşanan "bugün hangisine çalışayım" ikilemini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
Sık yapılan beş hata
Velilere ayrı bir not: programın uygulanıp uygulanmadığını sormak takip, her akşam saat başı kontrol etmek baskıdır. İkisinin arası ince ama çocuk farkı hemen anlıyor. Haftada bir kez, pazar akşamı, birlikte bakmak çoğu evde yeterli oluyor. Okulun ilk iki haftasında düzenin nasıl kurulacağını okula dönüş yazısında ayrıca anlattım.
Program bir araç, amaç değil. İyi program seni kontrol eden bir tablo değil, kafanı boşaltan bir yapıdır: ne zaman ne yapacağına her gün yeniden karar vermek zorunda kalmazsın, o kararı bir kez verirsin.
Kurduğun program bir türlü tutmuyorsa ya da nereden başlayacağını bilemiyorsan, ücretsiz ön görüşme için WhatsApp'tan yazabilirsin. Görüşmeler online yürüdüğü için şehrin hangi yakasında olduğunun bir önemi yok. Genelde sorun disiplinde değil, programın kurulduğu varsayımlarda çıkıyor.
